MardinHayatCesmesi1

MARDİN HAYAT ÇEŞMESİ VE HAYATI ANLAMAK

MARDİN KASİMİYE MEDRESİSİNDEKİ HAYAT ÇEŞMESİ VE HAYATI ANLAMAK

Su çatlağını buldu.

Hayat çatlağını bulma yolculuğudur.

Nasıl ki her nehir kendi yatağını kendi çizer; taşlık bölgeye gelir çağlayan olur, kumsal bölgeye gelir erir, dik yamaçta şelale olur, halden hale girer, yoluna devam eder. İnsan da öyle. Çocukluktan gençliğe, gençlikten ihtiyarlığa, ihtiyarlıktan kabre, kabirden haşre, haşirden ebede kadar yolculuğu devam eder.

Dünya nasıl geçici ise içinde bulunan bütün canlılar da geçicidir, ölümlüdür. Nereden gelip, nereye gittiğini bilen inan, dünyayı yolculuğun bir molası olarak görür.

Biz bu dünyaya mal biriktirmek için gelmedik. Her yolcunun çantası vardır, çantadaki eşyalar yolcuyla mütenasiptir. Ahirete giden yolcunun çantasında sevaplar çoksa götürdüğü bu hediyeye karşılık ona saadet-i ebediye verilir.

Dünya bir misafirhane gibidir. Biz bazen bunu, dünyanın gelip geçici olduğunu unutur, dünyaya bir imtihan için gönderildiğimizi unutur, kendimizi dünyaya kaptırıveririz. Nefsimiz, menfaatimiz, makamımız, çevremiz, evlad-ü iyalimiz bize bu vazifeyi unutturabilir.

Suyun Dili Olsa…

Mardin’in tarihi yapılarının en büyüklerinden olan Kasımiye Medresesi, aktif olduğu dönemde pozitif bilimlerin öğretildiği bir eğitim merkezi olarak kullanılmış. Mardin genelinde olduğu gibi bu mimari yapıda da Artuklu etkisi oldukça belirgin.

İki katlı olarak inşa edilen medresenin avlusunda küçük bir havuz bulunuyor. Medresede eğitim öğretimin devam ettiği yıllarda, yıldızların havuz üzerindeki yansımasından faydalanılarak astronomi dersleri verilmiş. Halk arasında havuzu besleyen çeşmenin “Hayat Çeşmesi” olduğuna inanılıyor. Suyun çıkması ile birlikte hayat başlar, havuza giden yolda gençlik orta yaş ve yaşlılık dönemleri yaşanır. Havuzdan çıkan su Mezopotamya’ya dökülerek toprağa karışıyor. Yine özüne, toprağa dönüyor, onunla bütünleşiyor.

Hayat Mezopotamya Ovasına Akar

Su öylesine kutsal… Su doğumla özdeş… Her subaşında bir abide var. Burada anlatmışlar sözlerini insanlar… Su doğuyor hayat gibi. Akıyor…

Zaman içinde durmadan akıyor. Hayat da öyle değil mi? Hayat bir yerde sonlanıyor oysa su hep akıyor…

Mardin’deki medreseler kitap gibi anlatıyor geçmişi… Günümüzde de geçerli olan felsefi boyutu olan öyküler bunlar. Su doğuyor hayat gibi.

İnsan da su gibi başlıyor yaşama. Doğuyor, büyüyor. İnsan su gibi doğuyor ama insan ölümlü. Su devinim içinde… insanı da böyle mi betimlemiş Tanrı suyla özdeş kılarak…

Medreselerde hayat anlatılıyor su yardımıyla. Önce doğuyor çocukluk günlerini tamamlayıp havuza doluyor. Havuz yaşamı anlatıyor. Sonra havuzdan çıkıp gidiyor. Orası da ölüm… İnsan ölümlü… Ya su. Su dolanıp geliyor bir kez daha. İnsan da öyle. Oda yeniden geliyor dünyaya… Bu benzetmenin felsefi boyutuna bakmak gerekiyor.

Zinciriye Medresesi’nde, Kasımiye Medresesi’nde insan unutmasın diye şekille anlatılmış bunlar. Su medresenin içinde yaşamı anlatır biçimde düzene sokulmuş.

Hayat Mezopotamya ovasına akıtılmış. Ova olmazsa hayat olur mu? insanlar yaşamını bu deniz gibi ovadan sağlamış yıllarca. Yüksekten bakıp sevinmişler, böyle zengin ova için. Suya bakıp düşünmüşler ölümlü olduklarını. Dualar okunmuş suyun başında. Suyun başı ilim yuvası olmuş. Suyun karşısına geçip duygularını söylemiş insanlar. Yaşamın içinde ne varsa.

Aşklarını, en özel sözlerini subaşlarında terennüm etmişler birbirlerine. Cennet bahçeleri yapılmış bazen. Bazen de böyle medrese. Ancak hep sözlerini de söylemiş insanlar. Gelenler unutmasın diye. Hayat su gibi akıp gidiyor. “Unutmayın sonunda ölüm var” diyerek…

Bazen taşla söylemiş insan sözü, bazen suya anlattırmış diyeceklerini. Orada duruyor anlatılanlar, bakıp görmemiz için…

Denemeler, Hayatı Anlamak-Anlamlandırmak içinde , , , , , , etiketleriyle tarihinde tarafınadan gönderildi.
avatar

Recep Ali TOPÇU hakkında

1981 yılında Bursa'da inşaatçılık ve ayrıca nalburiye malzemeleri satışı yapan babasının yanında çalışma hayatına başladı. İş ve üniversite yaşamını birlikte yürüterek, Uludağ Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesini 1983 yılında bitirdi. Banyo ve mutfak armatürleri sanayiciliği yanında gönül vermiş olduğu su ve su kültürü üzerine koleksiyon yapmaktadır. Bu yolla su sevdirmeyi, su kültürünü günümüze ve geleceği taşımayı amaçlamaktadır. Girişimcilik, su ve su kültürü, hayatı anlamak/anlamlandırmak konularında heybesinde biriktirdiklerini üniversitelerde, sivil toplum kuruluşlarında paylaşlamaktadır. Su ve Hamam Kültürü’ne ait kurumsal yayınları yanında, basılmış “Adam Gibi Adam Olmak” isimli bir kitabı vardır. İstanbul’da ikamet etmekte ve İngilizce bilmektedir. Evli ve üç çocuk babasıdır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>